|
|
2月24日 H.Y..
  
    
 
ARALIK KAPI  
ZAMAN  Zamanın tık-tıkları, güder yaratıkları Kan sızan pençesinde, beynimin yırtıkları Hayal dalgıç ki arar, denizde batıkları Bu ne dünya ne dünya, çerçöpten çattıkları Bak su maymun soyuna, ortaya attıkları Aziz ekmek fikirde, teneke artıkları Ve evlerde baş köşe, batının pırtıkları Görünmezi görmeye, eremez mantıkları Ya şu sözde mü'minler, şiltenin kıtıkları Yetmez mi bunca zaman, yan gelip yattıkları ? Bir nesil özlüyorum, doğrultsun yatıkları Somunları taş olsun, zehirde katıkları Yorganları devirsin, dişlesin yastıkları Bir damla gözyaşına, sonsuzluk sattıkları Hakka dönünüz Hakka, Hakkın yarattıkları. NECİP FAZIL KISAKÜREK  

BÜTÜN ARKADAŞLARIN KANDİLİ MÜBAREK OLSUN...
NİCE KANDİLLERE ......SELAMLAR.........
**********MEMNUNE*********
KUTLU DOĞUM HAFTASI (NELER YAPABİLİRİZ)
* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.
* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.
* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd, Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.
* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. 
O'nun ümmetinden ol
Beri gel serseri yol! O'nun ümmetinden ol! Sel sel kümelerle dol! O'nun ümmetinden ol!
Sen hiçliğe karşı yön Hep sıfır arka ve ön Dosdoğru kıbleye dön! O'nun ümmetinden ol!
Gel, dünya murdar kafes Gel gırtlakta son nefes Gel arşı arayan ses O'nun ümmetinden ol!
Solmaz, solmaz bu bir renk, ölmez, ölmez bir ahenk, insanlık; hevenk, hevenk O'nun ümmetinden ol!
Gökte çakıyor haber: Geber, çelik put geber! Doğrul yeni seferber! O'nun ümmetinden ol!
NECİP FAZIL KISAKÜREK

|
| ***HZ.MEVLANADAN*** |
|
|
|
|
|
|
Hz. MEVLÂNA'dan
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. -
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra. |
|
|
|
|



|
DÜNYA HAYATI
İnsan, dünya hayatında nefsindeki kötülükleri yenip ömrünü Allah'ın razı olacağı şekilde geçirmekle sorumludur. Bunun içinse kendisine ortalama altmış yetmiş yıl gibi çok az bir süre verilmiştir. Allah, rızasını kazanan kulları için, dünyadaki bu kısa yaşamın ardından, sonsuz ve eşsiz bir hayat yaratmıştır. Dünya hayatındaki bu ömür göz açıp kapayıncaya kadar, hızla tükenip geçmektedir. Bu süre içerisinde sabır gösteren, güzel ahlakta kararlı davranan, Allah'a samimi bir kul olan kimseler ahirette çok büyük bir mükafatla; sonsuz cennet hayatıyla karşılaşacaklardır. Kuşkusuz bu Rabbimiz'in kullarına olan ihsanının, rahmetinin ve sevgisinin çok önemli bir tecellisidir.

|
| |
|
YOLCULUK
Yolculuk, her zaman düşündüm onu;
İçimde bu azgın davet ne demek?
Oraya, nerdeyse güneşin sonu,
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.

Altımdan kaydırdı bir el minderi;
Herkes yatağında, ben ayaktayım.
Bir gece, rüyada gördüğüm yeri,
Gözlerim yumulu, aramaktayım.

Beni çağırmakta yabancı dostlar;
Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız.
Eski evde, şimdi bir başka ev var:
Avlusu karanlık, suları tadsız.

Her akşam, aynı yer, aynı saatta,
Güneşten eşyama düşen bir çubuk;
Yangın varmış gibi yukarı katta,
Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!

Başım, artık onu taşımak ne zor!
Başım, günden güne kayıtsız bana.
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,
Acı rüzgarların çektiği yana...
 
NECİP FAZIL KISA KÜREK |
     |
( (((((((((((((((((18 MART )) )))))) RUHLARI ŞAD OLSUN ((((((((((((ÇANAKKALE ZAFERİ)))))))))
BİR YOLCUYA ................
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.  Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda  Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda İ stiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.   Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanının akıttığı yerdir.  Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti Yaptığı bu tümsek, amansız çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN |

        
CANLILARDAKİ AYETL ER
İnsan, kendi vücudundan uzaydaki dev galaksilere, doğadaki canlılardan gözle görünmeyen hücrelere kadar evrenin hangi parçasını incelese kusursuz bir plan, düzen ve tasarımla karşılaşır.
Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, hangi canlı incelenirse incelensin bu sonuç değişmeyecektir.
   
 

    

 
|