|
|
2月24日
  
    
 
ARALIK KAPI  
ZAMAN  Zamanın tık-tıkları, güder yaratıkları Kan sızan pençesinde, beynimin yırtıkları Hayal dalgıç ki arar, denizde batıkları Bu ne dünya ne dünya, çerçöpten çattıkları Bak su maymun soyuna, ortaya attıkları Aziz ekmek fikirde, teneke artıkları Ve evlerde baş köşe, batının pırtıkları Görünmezi görmeye, eremez mantıkları Ya şu sözde mü'minler, şiltenin kıtıkları Yetmez mi bunca zaman, yan gelip yattıkları ? Bir nesil özlüyorum, doğrultsun yatıkları Somunları taş olsun, zehirde katıkları Yorganları devirsin, dişlesin yastıkları Bir damla gözyaşına, sonsuzluk sattıkları Hakka dönünüz Hakka, Hakkın yarattıkları. NECİP FAZIL KISAKÜREK  

BÜTÜN ARKADAŞLARIN KANDİLİ MÜBAREK OLSUN...
NİCE KANDİLLERE ......SELAMLAR.........
**********MEMNUNE*********
KUTLU DOĞUM HAFTASI (NELER YAPABİLİRİZ)
* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.
* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.
* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd, Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.
* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. 
O'nun ümmetinden ol
Beri gel serseri yol! O'nun ümmetinden ol! Sel sel kümelerle dol! O'nun ümmetinden ol!
Sen hiçliğe karşı yön Hep sıfır arka ve ön Dosdoğru kıbleye dön! O'nun ümmetinden ol!
Gel, dünya murdar kafes Gel gırtlakta son nefes Gel arşı arayan ses O'nun ümmetinden ol!
Solmaz, solmaz bu bir renk, ölmez, ölmez bir ahenk, insanlık; hevenk, hevenk O'nun ümmetinden ol!
Gökte çakıyor haber: Geber, çelik put geber! Doğrul yeni seferber! O'nun ümmetinden ol!
NECİP FAZIL KISAKÜREK

|
| ***HZ.MEVLANADAN*** |
|
|
|
|
|
|
Hz. MEVLÂNA'dan
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. -
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra. |
|
|
|
|



|
DÜNYA HAYATI
İnsan, dünya hayatında nefsindeki kötülükleri yenip ömrünü Allah'ın razı olacağı şekilde geçirmekle sorumludur. Bunun içinse kendisine ortalama altmış yetmiş yıl gibi çok az bir süre verilmiştir. Allah, rızasını kazanan kulları için, dünyadaki bu kısa yaşamın ardından, sonsuz ve eşsiz bir hayat yaratmıştır. Dünya hayatındaki bu ömür göz açıp kapayıncaya kadar, hızla tükenip geçmektedir. Bu süre içerisinde sabır gösteren, güzel ahlakta kararlı davranan, Allah'a samimi bir kul olan kimseler ahirette çok büyük bir mükafatla; sonsuz cennet hayatıyla karşılaşacaklardır. Kuşkusuz bu Rabbimiz'in kullarına olan ihsanının, rahmetinin ve sevgisinin çok önemli bir tecellisidir.

|
| |
|
YOLCULUK
Yolculuk, her zaman düşündüm onu;
İçimde bu azgın davet ne demek?
Oraya, nerdeyse güneşin sonu,
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.

Altımdan kaydırdı bir el minderi;
Herkes yatağında, ben ayaktayım.
Bir gece, rüyada gördüğüm yeri,
Gözlerim yumulu, aramaktayım.

Beni çağırmakta yabancı dostlar;
Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız.
Eski evde, şimdi bir başka ev var:
Avlusu karanlık, suları tadsız.

Her akşam, aynı yer, aynı saatta,
Güneşten eşyama düşen bir çubuk;
Yangın varmış gibi yukarı katta,
Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!

Başım, artık onu taşımak ne zor!
Başım, günden güne kayıtsız bana.
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,
Acı rüzgarların çektiği yana...
 
NECİP FAZIL KISA KÜREK |
     |
( (((((((((((((((((18 MART )) )))))) RUHLARI ŞAD OLSUN ((((((((((((ÇANAKKALE ZAFERİ)))))))))
BİR YOLCUYA ................
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.  Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda  Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda İ stiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.   Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanının akıttığı yerdir.  Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti Yaptığı bu tümsek, amansız çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN |

        
CANLILARDAKİ AYETL ER
İnsan, kendi vücudundan uzaydaki dev galaksilere, doğadaki canlılardan gözle görünmeyen hücrelere kadar evrenin hangi parçasını incelese kusursuz bir plan, düzen ve tasarımla karşılaşır.
Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, hangi canlı incelenirse incelensin bu sonuç değişmeyecektir.
   
 

    

 
2月20日
ESMAÜL-HÜSNA
 CENABI HAK BUYURUYOR.((EN GÜZEL İSİMLERALLAHINDIR.O HALDE ALLAHA O İSİMLERLE DUA EDİNİZ.))SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ Hz MUHAMMED BUYURDU;((ALLAHU TEALANIN 99 İSMİ VARDIR .ONLARI EZBERLEYEN CENNETE GİRER.ALLAH TEKTİR TEKİ SEVER))......((ALLAHU TEALANIN DOKSAN DOKUZ İSMİ VARDIR.KİM ONLARI SAYAR(OKURSA)CENNETE GİRER))...Buhari, Müslim,Ebu Hureyre(R.A)dan.
 
Bir tutkudur gül, bir ömre bedel.. Sevgi goncasıdır.. Yaprakları alışkanlık.. Ve kökleriyle tutunur aşka.. Bir tutkudur gül, ölümden hafif ağırdır yaşamdan |
GÜLLER VE LALELER SİZLER İÇİN
 
  
| |
EBABİL KUŞLARI |
|
| |

MEMNUNE |
Kuşlarn Ebrehe Ordusuna Saldirmasi
Ebrehe ordusu Mekke'ye girerken deniz tarafından, dahâ önce o bölgede hiç görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak Ebrehe ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Rehberleri Nufeyl kaçtı, askerler kuş saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke'liler bu mucizeyi dağlardan seyrederken Allah'ın irâdesi karşısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri parçalanmış, çürümüş halde San'aya dönerken, Hasm kabilesinin yaşadığı bölgede göğsü ikiye yarılarak acıklı şekilde öldü (Kadı Beydâvî, Envârü't-Tenzil, Fil Sûresi tefsiri).
Kuşlar ve attıkları taşlar hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bu olay Rasûlullah'ın dünyaya geldiği yılda vukû bulduğundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayılmıştır. Muhammed b. İshak ve İkrime o yıl çiçek hastalığının Mekke'de yaygınlaştığını söylemişlerdir. Muhammed Abduh (v. 1905) bu rivâyetlerden hareketle Kur'ân'da geçen "Tayran Ebâbile" ifâdesiyle kastedilenin "sinekler" olduğunu ayaklarında salgın hastalık mikrobu taşıyan sinek sürülerini Allah'ın, Ebrehe ordusuna musallat kıldığını belirtmektedir. Yeryüzünün en ihtişamlı ordusu ve hayvanları (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlılarla mikroplarla helâk etmiştir. Bu görüşü yukarıda zikrettiğimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b. İshak da kaydetmiştir
|
| |
|
|
   
 
 

GELİŞİNİZGÜLEGÜLEGİDİŞİNİZ
GÜLEGÜLEHERİŞİNİZGÜLEGÜLE
OYLAR BURAYA ZAHMET OLACAK .....
  EN İYİ SPACE .......İÇİN  OYLARINIZI BEKLİYORUM...OY VEREN VERMEYEN ARKADAŞLARIN HEPSİNE  ZİYARETLERİ İÇİN TŞK  EDİYORUM.......MEMNUNE

 
2月13日
HARİKA TASARIM
|
..........TASARIM.......
|
|
|
Allah'ın yaratmak için tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur 'Tasarım' ifadesinin doğru anlaşılması önemlidir. Allah'ın kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82) Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
|
|
|
|
|

Bütün islami spaceslerin toplandığı güzel bir site Allah yapanlardan Razı olsun.Gittikleri bu yolda Hızır yoldaşları olsun


|
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince, Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur. Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince, Aynalar yüzümü tanımaz olur.
MEMNUNE |
|
|
|
|
|
|
|
2月9日
|
|
|
|
|
 |
PEYGAMBERİMİZE SALAT VE SELAM OLSUN
O NEBİ SEVGİLİLER SEVGİLİSİ.....
 |
|
FESATLAR
ALLAHIM HİÇ BİTMEYECEKMİ İNSAN KILIKLI KISKANÇ FESATLAR....ESKİ YEMEKLERİ ISITIP, ARADA BİR ÖNÜMÜZE KOYARLAR.....
MEMNUNE  |
|
|
|
|
 |
|

 2月8日
| |
 |
|
| |
| GÜLLERİN EFENDİSİ |
|
|
RABBİMİN EMANETİNE SELAM OLSUN BEKLİYORUZ EFENDİM BELKİ RÜYAMIZA GİRERSİN DİYE.. HASRETİN VUSLATA ERECEĞİ GÜNE HASRETİZ EFENDİM! SEN GEÇERKEN GÜLLERİN O ENFES KOKUNA DAYANAMAYIP BAŞLARINI BÜKMESİ GİBİ BEKLİYORUZ EFENDİM... SANKİ AYAĞIMIZI ATINCA MEDİNE'NE GELECEKMİŞİZ GİBİ O RESİMLERE BAKINCA İŞTE O AN... HASRETLE YANIYOR VÜCUDUM SANA KAVUŞMAK İSTİYORUM O AN.. ÇAĞLAR ÖNCESİNE UZANABİLMEK İSTERDİM TAİFTE TAŞLANIRKEN SENİ KORUMAK İÇİN SAF OLUŞTURMAK.. O AŞK İLE YANIP TUTUŞMAK İSTERDİM HAMZAYA O ÇETİN SAVAŞTA EVET UHUD'DA O GİREN"MIZRAK"BANA GİRMESİNİ DİLERDİM... SENİ BEKLEYEN O NEMLİ GÖZLER VAR SEVGİLİ BİR SÜMEYYE OLABİLMEK İSTERDİM EFENDİM BEKLİYORUZ HASRETLE, AŞKLA, SANA KAVUŞACAĞIMIZ GÜNE HASRET! MEDİNENE HASRET GÖZLERİNDEKİ İNCİ YAŞIN OLABİLMEK İSTERDİM AÇLIKTAN MİDENE BAĞLADIĞIN TAŞIN OLMAK İSTERDİM CANIMIN CANANI EFENDİM!GÜLLERE BAKINCA SENİ DÜŞLEMEK TERLEDİĞİNDE ALNINDAKİ TERİN OLMAK... BİLİRLER Mİ Kİ TENİNİN KOKUSUNUN GÜLLERİ BAYILTTIĞINI SANA SELAM OLSUN | MEMNUNE | |
|
| |


 





HAKTAN UZAK KALAN NE ARAR





ÖLÜ BİR ÖMÜR NEYE YARAR
|
|
| |
MEHMET AKİF ERSOY |
|
| |
YA RAB BU UĞURSUZ GECENİN YOK MU SABAHI?
"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?"
(A’râf Suresi 155. Ayetin bir kısmı)
Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,
Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!
Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,
En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...
Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın
Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın
Emvâci hurûş-âver olurken melekûta?
Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,
Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?
Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!
Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!
Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?
Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;
İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!
Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!
Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!
Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!
Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!
En kanlı senâatle kovulmuş vatanından,
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!
İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...
Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!
Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî! |
| |
PEYGAMBERİMİZE KARŞI YAPILAN SAYGISIZLIĞI BÜTÜN KALBİMLE KINIYOR DUYARLI HAK DOSTLARINA TEŞEKKÜR EDİYORUM .. MEMNUNE |
|
|
|
|
|
İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı: Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
MEHMET AKİF ERSOY
|
|
|
|
|


HARUN YAHYA
Hayatı boyunca, kapkaranlık, sessiz kafatasının içinde kendisine gösterilen görüntüleri izleyen, düşünen, sonuç çıkaran, karar veren bilinç sahibi varlık kimdir? Bütün bunları algılayan, bilinci meydana getiren varlığın, şuursuz atomların oluşturduğu, su, yağ protein gibi maddelerden meydana gelen beyin olamayacağı açıktır. Beynin ötesinde, çok daha farklı bir varlık olmalıdır.

AFFEDERMİSİN ALLAHIM??????????
İslam Alimlerinin Gözüyle Zamanın Kıymeti’nde, Kum Saati misali her gün eksilmekte olan hayatımızın en güzel şekilde verimli kılmanın gerekliliğine işaret edilmekte... hayatlarını çok iyi değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmışlar...
NAMAZ
Akıl ve baliğ olan yani erginlik çağına gelen her müslümanın hergün beş vakit namaz kılması farzdır. Bir namazın vakti gelince, bu namazı kılmaya başladığı vakit, kılması farz olur. Kılmadı ise, vaktin sonunda, yanî vaktin çıkmasına, abdest alıp namaza başlayacak kadar zaman kalınca, kılması farz olur.
Özrü yok iken kılmadan vakit çıkarsa, büyük günâh olur. Özrü olanın da, olmıyanın da, kazâ etmeleri farz olur. Yeni müslüman olana önce namazın şartlarını öğrenmek farz olur. Öğrendikten sonra, kılması da farz olur.
Beş vakit namaz, kırk rek'at eder. Bunlardan onyedi rek’ati farzdır. Üç rek’ati vâciptir. Yirmi rek’ati sünnettir. Şöyle ki:
Sabah namazı Dört rek'attir. Önce, iki rek'at sünneti, sonra iki rek'at de farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcip diyenler de vardır.
Öğle namazı On rek'attir. Önce, dört rek'at ilk sünneti, sonra dört rek'at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.
İkindi namazı Sekiz rek'attir. Önce, dört rek'at sünneti, sonra dört rek'at farzı kılınır.
Akşam namazı Beş rek'attir. Önce üç rek'at farzı, sonra iki rek'at sünneti kılınır.
Yatsı namazı Onüç rek'attir. Önce, dört rek'at sünnet, sonra dört rek'at farz, sonra iki rek'at son sünnet, bundan sonra üç rek'at, Vitir namazı kılınır.
İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, “Gayr-i müekkede”dir. Bunların ikinci rek'atlerinde otururken, Ettehiyyâtü... den sonra, Allahümme salli alâ... sonra... Bârik alâ... sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atte, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke... okunur, hâlbuki, öğle namazının ilk sünneti “Müekked”dir. Yanî, kuvvetle emrolunmuştur. Sevâbı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız Ettehiyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.
Birinci rek’at, namaza durunca, diğer rek'atler ayağa kalkınca başlar ve tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rek'at ise, selâm verinciye kadar devam eder. İki rek’atten az namaz olmaz. Akşamın farzı ile vitirden başka, her namaz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.
Herbir rek’atte namazın farzları, vâcipleri, sünne tleri, müfsidleri ve mekrûhları vardır.

1月28日
KIRK HADİS
|
|
|
|
KIRK HADIS

1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.
2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur.
3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz.
4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz.
5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir.
6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar.
7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez. 
8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir.
9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir.
10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir.
11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur.
12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir.
13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur.
14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir.
15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir)
16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir.
17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir.
18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder.
19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner.
20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir.
21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir.
22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir. 
23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir.
24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle.
25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir.
26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir.
27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim.
28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir.
29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir.
30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek.
31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.
32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar. 
33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur.
34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir.
35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin.
36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir.
37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir.
38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir.
39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar.
40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak.
MEMNUNE 

|
|
|
|
|
ALLAH SEVGISI
|
|
|
| |
|
|
ALLAH SEVGİSİ
Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.
Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmek, anlamak) meyvesidir.
Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.
MEMNUNE
|
| 1月22日
|
ARKA FON OLUŞTURMAK |
|
|
ARKA FON OLUŞTURMAK Yeni bir blog oluşturun. HTML düğmesine tıklayın, gördüğünüz <div><div> yazılarını silin.
Aşağıda gördüğünüz kodu kopyalayıp yapıştırın.
<DIV align=left> </DIV> <DIV align=left> <TABLE borderColor=#000000 cellSpacing=0 cellPadding=0 background=
http://buraya_resminize_ait_linki_yazın.jpg border=0> <TBODY> <TR> <TD> <P align=left><FONT face="Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif">
<STRONG> YAZDIKLARINIZ BURAYA! </P></STRONG></FONT></TD></TR></TBODY></TABLE></DIV>
“http://buraya_resminize_ait_linki_yazın.jpg”
yazan yere arkafon olarak seçtiğiniz resmin URL sini yerleştirin
MEMNUNE |
|
|
|
| 1月21日
|
LAFZAYI CELAL |
|
|
Dünya büyülü yalan, Bana Allah'ım gerek.
Sen Leylâ'ya sevdalan,
Bana Allah'ım gerek!.. |
|
|
MEMNUNE |
| |
ALLAH SEVGİSİ
Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.
Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmek, anlamak) meyvesidir.
Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.
18 MART .....EŞSİZ VATANIMIZ İÇİN CANINI VEREN ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMAYALIM..........
**************** RUHLARI ŞAD OLSUN***************
|
|
ŞEHİTLERİMİZ 
2. 1915-Çanakkale Savaşında Şehit Olan Subaylarımızdan Bazıları
ADI |
MEMLEKETİ |
| 1. Bnb. Saffetoğlu Raşit |
Gelibolu |
| 2. Bnb. Hüseyinoğlu İ. Hikmet |
Kanlıca |
| 3. Yb. Dursunoğlu Cemil |
Batum |
| 4. Yb. Salihoğlu Tevfik |
Dersaadet |
| 5. Yb. Süleymanoğlu Mehmet |
Gemlik |
| 6. Yb. İsaoğlu H. Sabri |
Manastır |
| 7. Yb. Alioğlu Seyfettin |
Vodina |
| 8. Ütğm. Hasanoğlu A. Tevfik |
Yemen |
| 9. Bnb. İshakpaşaoğlu Rıfat |
Dersaadet |
| 10. Yzb. Abdullahoğlu Abdülkadir |
Şam |
| 11. Yzb. Mehmetoğlu M. Rıza |
Samsun |
| 12. Yzb. Zekeriyaoğlu M. Sami |
Üsküp |
| 13. Bnb. Hüsnüoğlu Şefik |
Şemni |
| 14. Yzb. Ziyaoğlu Y. Cemal |
Gelibolu |
| 15. Yzb. S. Mahmutoğlu Hasan |
Sungurlu |
| 16. Bnb. Mehmetoğlu H. Zihni |
Tiran |
| 17. Bnb. İsmailoğlu M. Sabri |
Edirne |
| 18. Alb. Nuranoğlu M. Faik |
Vorça |
| 19. Bnb. İbrahimoğlu Halil |
Hırkaişerif |
| 20. Bnb. İbrahimoğlu A. Hulusi |
Kudüs |
| 21. Yb. Yusufoğlu A. Fahri |
Drama |
| 22. Bnb. H. Mehmetoğlu A. Ulvi |
Trablusgarp |
| 23. Bnb. Selimoğlu M. Nuri |
Hadim |
| 24. Yb. Saimoğlu Rauf |
Girit |
| 25. Üstğm. İsmailoğlu Ali Rıza |
Ünye |
| 26. Ütğm. Mehmetoğlu İbrahim |
İşkorda |
| 27. Ütğm. Ahmetoğlu M. Kazım |
Zeyrek |
| 28. Ütğm. Hayrioğlu Alisbarı |
Trablusgarp |
| 29. Tğm. İ. Ethemoğlu H. Furat |
Selanik |
| 30. Ütğm. A. Rızaoğlu H. Sabri |
Silistre |
3. 1915-Çanakkale Savaşı' nda Şehit Olan Neferlerimizden Bazılar
Adı  |
Doğumu |
Ş. Yaşı |
Memleketi |
| 1. Mesutoğlu Mehmet |
1893 (1309) |
22 |
Adana-Ceyhan |
| 2. Himmetoğlu İsa |
1893 (1309) |
22 |
Adıyaman-Besni |
| 3. MusaoğluŞehmus |
1892 (1308) |
23 |
Adıyaman-Gerger |
| 4. Yaşaroğlu Yusuf |
1896 (1312) |
19 |
Afyon-Dazkırı |
| 5. Mesutoğlu Salih |
1893 (1309) |
22 |
Ağrı-Merkez |
| 6. İsmailoğlu Atilla |
1890 (1306) |
25 |
Amasya-Merkez |
| 7. Seyfioğlu Nizam |
1896 (1312) |
19 |
Ankara-Merkez |
| 8. Arifoğlu Salih |
1893 (1309) |
22 |
Antalya- Alanya |
| 9. Şerefoğlu Namık |
1892 (1308) |
23 |
Artvin-Ardanuç |
| 10. Niyazioğlu Sadık |
1895 (1311) |
20 |
Aydın-Merkez |
| 11. HüseyinoğluAhmet |
1896 (1312) |
19 |
Balıkesir-Merkez |
| 12. Rızaoğlu Durmuş |
1890 (1306) |
25 |
Bilecik-Merkez |
| 13. Şehmusoğlu Şifo |
1893 (1309) |
22 |
Bingöl-Karlıova |
| 14. Şabanoğlu Şakir |
1894 (1310) |
21 |
Bitlis-Merkez |
| 15. Durmuşoğlu-Ali |
1896 (1312) |
19 |
Bolu-Merkez | | |
|
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki dünyada eşi ? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle "bu, bir Avrupalı" Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer, Yedi iklimi cihanın duruyor karşında; Ostralya'yla beraber bakıyorsun Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk. Sâde bir hadise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ... Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil, Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harab. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı: Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam; Atılan her lâğımın yaktığı yüzlerce adam. Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer; O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak; Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!.. Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm? Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm. Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerir azmini tevkîf edemez sun-u beşer; Bu gögüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun-u bedîim, onu çiğnetme!" dedi. ÂSIM'ın nesli.. diyordum ya... Nesilmiş gerçek; İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek, Şühedâ gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!.. Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ... BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına; Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle, Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana... Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini; Şarkın en sevgili sultânı SELÂHADDÎN'i, KILIÇ ARSLAN gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran; O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın; Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER.
Mehmed ÂKİF ERSOY
1月19日
TÜM BLOGLARDA AYNI FON KODU
| |
|
|
| |
<pre></table></table><table background="Arka Plan Görüntüsünün Linkini Buraya Yazın"><tr><td><div><table style="display:none"></pre>
MEMNUNE |
| |
|
SAYFAM DA NE KADAR MI ZAMAN GEÇİRDİNİZ
  

ANKARA İÇİN ANKARA İÇİN KÜÇÜK HAVA TAHMİN PANELİ


 
|